Neden “ikinci beyin” deniyor?
Bağırsak duvarında, yemek borusundan makata kadar uzanan ve yüz milyonlarca sinir hücresinden oluşan bir ağ bulunur. Bu ağa enterik sinir sistemi denir. Enterik sinir sistemi bağırsak hareketlerini, salgıları ve kan akımını büyük ölçüde kendi başına düzenleyebildiği için “ikinci beyin” olarak anılır.
Ancak bağırsak bağımsız çalışmaz: beyinle sürekli bilgi alışverişi içindedir. Bu ilişkinin en dikkat çekici yanı, iletişimin çift yönlü olmasıdır.
Bağırsak ve beyin nasıl iletişim kurar?
- Vagus siniri: Bağırsaktan beyne giden bilgilerin önemli bir bölümünü taşır.
- Bağışıklık sistemi: Bağırsak, vücuttaki bağışıklık hücrelerinin büyük bir kısmına ev sahipliği yapar; buradaki iltihabi sinyaller dolaşım yoluyla beyni etkileyebilir.
- Hormonlar ve stres ekseni: Stres hormonları bağırsak hareketlerini ve bağırsak duvarının geçirgenliğini değiştirebilir.
- Bağırsak bakterileri (mikrobiyota): Lifli besinleri parçalayarak kısa zincirli yağ asitleri gibi maddeler üretir; bu maddelerin bağırsak duvarı, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi üzerindeki etkileri araştırılmaktadır.
Günlük yaşamda bu iletişimi nasıl fark ederiz?
Sınav ya da önemli bir toplantı öncesinde karında kramp, ishal ya da iştahsızlık hissetmek; stresli dönemlerde reflü ve şişkinliğin artması bağırsak–beyin ekseninin günlük örnekleridir. Tersi yönde, süregen sindirim yakınmaları olan kişilerde kaygı, yorgunluk ve uyku sorunlarının daha sık görüldüğü bilinmektedir.
Bağırsak bakterileri neden bu kadar önemli?
İnsan bağırsağında trilyonlarca bakteri, mantar ve virüsten oluşan bir topluluk yaşar; buna bağırsak mikrobiyotası denir. Bu topluluk besinlerin sindirimine yardım eder, bazı vitaminlerin yapımına katkıda bulunur, bağırsak duvarının bütünlüğünü korur ve bağışıklık sisteminin eğitiminde rol oynar.
Mikrobiyotanın yapısı kişiden kişiye farklıdır ve şu etkenlerle değişir:
- Beslenme düzeni, özellikle lif çeşitliliği
- Antibiyotik kullanımı
- Yaş, doğum şekli ve erken çocukluk dönemi
- Stres, uyku ve fiziksel etkinlik
- Alkol ve sigara
Hayvan çalışmalarında mikrobiyotanın stres yanıtını, davranışı ve beyin gelişimini etkileyebildiği gösterilmiştir. İnsanlarda ise bu ilişkiler ağırlıklı olarak gözlemsel çalışmalarla araştırılmaktadır; hangi bakteri değişikliklerinin hangi sonuçlara yol açtığı henüz netlik kazanmamıştır.
Migren ve nörolojik hastalıklarla ilişkisi var mı?
Migreni olan kişilerde huzursuz bağırsak sendromu, reflü ve çölyak hastalığı gibi sindirim sistemi sorunlarının daha sık görüldüğü bildirilmektedir. Parkinson hastalığında kabızlığın hareket belirtilerinden yıllar önce başlayabilmesi de bağırsak ile beyin arasındaki bağlantıya dikkat çeken bulgular arasındadır.
Bununla birlikte bu ilişkilerin önemli bir kısmı gözlemsel çalışmalara ve hayvan deneylerine dayanır. Bağırsak bakterilerini değiştirerek bir nörolojik hastalığın seyrini değiştirmenin mümkün olup olmadığı henüz kanıtlanmış değildir. Bu nedenle bağırsak sağlığı, nörolojik değerlendirmenin yerine değil, yanında ele alınır.
Bağırsak sağlığını desteklemek için neler yapılabilir?
- Sebze, meyve, baklagiller ve tam tahıllardan zengin, lif açısından çeşitli bir beslenme
- İşlenmiş gıdaların, şekerin ve alkolün azaltılması
- Ağrı kesicilerin gereksiz ve uzun süreli kullanımından kaçınılması
- Düzenli uyku ve fiziksel etkinlik
- Stres yönetimi
Uzun süren şişkinlik, karın ağrısı ya da dışkılama alışkanlığında değişiklik varsa; özellikle kilo kaybı, dışkıda kan ya da gece uyandıran ishal eşlik ediyorsa gastroenteroloji değerlendirmesi gerekir. Muayenehanede bağırsak sağlığı, migrende fonksiyonel tıp değerlendirmesinin bir parçası olarak ele alınır. Bağırsak geçirgenliği hakkında bilinenler için geçirgen bağırsak sendromu sayfasına bakabilirsiniz.